Menü
| | Diriliş Çanakkale 1915 Turgut Özakman |
Tarihin en eski milletlerinden birinin dirilişi...
Ateşten geçerek, kan içinde, bir daha uyumamak, benliğini unutmamak, kandırılmamak, sömürülmemek, ezilmemek, ölmemek üzere çığlık çığlığa dirilişi...
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk
| | Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk |
Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.” Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk’un üzerinde altı yıldır çalıştığı harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor... Masumiyet Müzesi’ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz. 1975’te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun’un hikâyesi; hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak. Ülkemizde ve dünyada milyonlarca okurun sevgi ve hayranlığını kazanmış olan, kitapları elli sekiz dile çevrilen ve her yeni romanı büyük bir merakla bütün dünyada beklenen Pamuk, okurlarına unutulmaz rüyalar gibi, akıllardan hiç çıkmayacak sarsıcı bir hikâye anlatıyor. “Pamuk, Doğu’nun da Batı’nın da sahiplenmekten şeref duyacağı temel ve kalıcı bir yazar…” New York Times
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
|
Haliç'te Yaşayan Simonlar - Hanefi Avcı
| | Haliç'te Yaşayan Simonlar - Dün Devlet Bugün Cemaat Hanefi Avcı |
Emniyet Teşkilatının efsanevi ismi, Susurluk sürecinde cesur duruşuyla gerçek bir kanun adamı tavrı gösteren Hanefi Avcı yine doğru bildiklerini söylemeye devam ediyor. Ucunun kime dokunduğuna bakmadan, yalnızca ülkesine karşı vicdani sorumluluğunu yerine getirmek için son dönemde yaşananların iç yüzünü kamuoyuna açıklıyor.
Kitap iki bölümden oluşuyor. Devlet başlıklı ilk bölümde, yıllarca devlete hizmet etmiş bir güvenlik görevlisi olarak geçirdiği fikirsel dönüşümü, bu dönüşüme neden olan olayları okurlarla paylaşıyor. Bu fikirsel dönüşümün sonucunda Avcı artık, uzun yıllar mücadele ettiği, sisteme muhalif grupların demokratik ve sağlıklı bir sistemin olmazsa olmazı olduğuna, farklı fikir ve düşüncelerin topluma zarar değil, ancak bir zenginlik katacağına, güvenlik sorununa indirgenen Kürt sorununun ancak demokratik hak ve özgürlükler alanının genişletilerek siyasi yollarla çözümlenebileceğine ve ordunun batılı ülkelerde olduğu gibi siyasetin dışında kalarak güçlü bir ordu olabileceğine inandığını açık yüreklilikle ifade ediyor. Avcı, bu kitabı yazmaktaki önemli amaçlarından birinin, böyle köklü bir değişim yaşamasına neden olan mesleki tecrübelerini aktararak, çok geniş bir kriminal yelpazede çalışmış olmanın verdiği donanımla kendinden sonra geleceklere yol göstermek olduğunu belirtiyor.
Cemaat başlıklı ikinci bölümde ise Avcı devletin çeşitli kurumlarına nüfuz etmiş cemaat yapısının son zamanlarda meydana gelen olaylardaki (özel yetkili mahkemelerin sürdürdüğü tahkikatlardan, telefon dinlemelerine, vs.) rolünü ortaya koyuyor. Cemaatin polis, ordu, MİT, jandarma, yargı ve diğer devlet kurumları içerisinde ayrı bir hiyerarşik örgütleme kurarak ve bu teşkilatların sistemlerini bozarak çalışmalarını engellediğinden, üstüne üstlük bu teşkilatların personeli arasında ayrım, güvensizlik ve düşmanlık yaratarak kurumları içerden ve tamir olunmaz biçimde yaraladığından bahsediyor. Bugün özellikle özel yetkili mahkemelerce yürütülen tahkikatların, arka planda cemaatin talimatı ile Emniyet İstihbarat Şubesindeki unsurları ve cemaate bağlı savcılar desteği ve zorlaması ile yürütüldüğüne, yürütülürken hukuksuz işlemlerin yapıldığına dair ciddi emareler olduğunu iddia ediyor. Tüm bu iddialarını, delilleriyle sağlam bir zemin üzerine inşa ediyor.
Avcı kitabın başlığında iki metafor kullanıyor; bunların devlet görevlilerinin, belli bir ideoloji etrafında örgütlenmiş grupların ve genel anlamda toplumun zihniyetini tanımlayabilmek için ne kadar isabetli bir biçimde seçilmiş olduğunu kitabı okuyup bitirdiğinizde anlayacaksınız. Görünen değil, perde arkasındaki gerçekleri merak ediyorsanız Emniyet teşkilatının güvenilir ve öncü ismi Hanefi Avcı’nın dürüst ve cesur sesine kulak verin! SİTE:www.kitapyurdu.com
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
Siz Kimi Kandırıyorsunuz!, Soner Yalçın
| | Siz Kimi Kandırıyorsunuz! Soner Yalçın |
Soner Yalçın ile birlikte, yakın tarihin labirentlerinde, ezber bozan, şaşırtıcı bir yolculuk...
Ülkelerin geçmişi ile bugünü arasındaki benzerlikler şaşırtıcıdır, Örneğin;
30 Mayıs 1876 askeri darbesiyle tahttan indirilen Abdülaziz'in başına gelenler ile Cumhuriyet döneminde ağır ekonomik kararlar alan hükümetlerin başına gelenler benzerdi.
Doğruyu bulmak zekâ ve bilgi meselesinden çok, kişilik ve ahlak sorunudur.
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
E kitap Kitap Arama Motoru
Cumhuriyet - Turgut Özakman
|
‘Cumhuriyet’, Türkiye Üçlemesi’nin üçüncü kitabıdır (birincisi Diriliş, ikincisi Şu Çılgın Türkler). Objektif bilim adamları Milli Mücadele ile başlayıp Cumhuriyet’le süren bu dönemi Türk Mucizesi diye adlandırıyorlar. Kitapta, Büyük Zafer’den Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadarki olaylar yer alıyor. Bir yanda cumhuriyetçiler var, öte yanda bu daha iyi, daha insanca, daha onurlu düzeni istemeyenler. Ders ve ibret verici, uyarıcı bir dönem.
* Emperyalizmi, paralı askerlerini, işbirlikçilerini yenmek, bu hayasızca akının kökünü kazımak, kurtuluşun sadece bir parçasıydı. Gerçek kurtuluş için Batı ülkeleri ile baş edebilecek kadar güçlü olmak, yoksulluğu, ilkelliği, geriliği, çağdışılığı, bilgisizliği yenmek, aklı özgür kılmak, aydınlanmayı yaşamak, bağnazlığa son vermek, hoşgörüyü yerleştirmek, kadın-erkek eşitliğini sağlamak, yüzde doksan üçü okur-yazar olmayan halkı bilgilendirmek, eğitmek, yurttaş olmalarını sağlamak, millet olmak, sanayileşmek, salgın hastalıkları kırmak gerekiyordu. Bunlar ancak barış döneminde başarılabilirdi.
* Mudanya Anlaşması ile Lozan Andlaşması görüşmeleri sırasında Müttefiklerin tutumları, davranışları, oyunları, tuzakları, üslupları unutulmaması gereken olaylardır. Lozan bu yüzden eşi bulunmayan, uzun ve çok çetin bir boğuşma halinde geçmiştir. Kuva-yı Milliye ruhu ile emperyalizm, Çanakkale’den, Anadolu’dan sonra, Lozan’da da karşılaşmış ve Kuva-yı Milliye ruhu galip gelmiştir. Lozan’da barış, ‘canavarın karnından sökülüp çıkarılmıştır’.
* Mecliste gelenekçiler ile cumhuriyetçilerin çekişmesi, saltanatın kaldırılması, Ali Kemal’in yakalanması, Vahidettin’in ve hainlerin kaçması, karşı-devrimin oluşmaya başlaması, Milli Mücadele’yi başlatan kadronun ikiye bölünmesi iç sorunların başlıcasıdır.
* Özgürlük, toplumsal uyanışa, değişime de yol açar. Kadınlar peçelerini atmaya, çarşaftan çıkarak manto giymeye başlar. Büyük sorunların nasıl çözüleceği daha yoğun olarak konuşulup tartışılır. M. Kemal Paşa’nın dünyaya kapalı bir doğu ülkesini cumhuriyete, aydınlanmaya, uygarlığa, çağdaşlaşmaya adım adım hazırlaması, halkın çağrıya katılması bu dönemin en önemli özelliğidir. M. Kemal Paşa’nın örnek bir aile olmak için yaptığı talihsiz evlilik de bu dönemde yer alıyor. Dönem Ankara’nın başkent olması ve türlü çatışmalardan geçilerek 29 Ekim 1923’te cumhuriyetin ilanı ile sona eriyor.
* Emperyalizmi, paralı askerlerini, işbirlikçilerini yenmek, bu hayasızca akının kökünü kazımak, kurtuluşun sadece bir parçasıydı. Gerçek kurtuluş için Batı ülkeleri ile baş edebilecek kadar güçlü olmak, yoksulluğu, ilkelliği, geriliği, çağdışılığı, bilgisizliği yenmek, aklı özgür kılmak, aydınlanmayı yaşamak, bağnazlığa son vermek, hoşgörüyü yerleştirmek, kadın-erkek eşitliğini sağlamak, yüzde doksan üçü okur-yazar olmayan halkı bilgilendirmek, eğitmek, yurttaş olmalarını sağlamak, millet olmak, sanayileşmek, salgın hastalıkları kırmak gerekiyordu. Bunlar ancak barış döneminde başarılabilirdi.
* Mudanya Anlaşması ile Lozan Andlaşması görüşmeleri sırasında Müttefiklerin tutumları, davranışları, oyunları, tuzakları, üslupları unutulmaması gereken olaylardır. Lozan bu yüzden eşi bulunmayan, uzun ve çok çetin bir boğuşma halinde geçmiştir. Kuva-yı Milliye ruhu ile emperyalizm, Çanakkale’den, Anadolu’dan sonra, Lozan’da da karşılaşmış ve Kuva-yı Milliye ruhu galip gelmiştir. Lozan’da barış, ‘canavarın karnından sökülüp çıkarılmıştır’.
* Mecliste gelenekçiler ile cumhuriyetçilerin çekişmesi, saltanatın kaldırılması, Ali Kemal’in yakalanması, Vahidettin’in ve hainlerin kaçması, karşı-devrimin oluşmaya başlaması, Milli Mücadele’yi başlatan kadronun ikiye bölünmesi iç sorunların başlıcasıdır.
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
Büyük Osmanlı Projesi, Mustafa Armağan
| | Büyük Osmanlı Projesi Mustafa Armağan |
ESER HAKKINDA YAZILAN TANITIM YAZILARI
Bir bakıyorsunuz Belçika'da bir "Türk köyü", bir bakıyorsunuz Himalayaların eteklerinde bulunan Keşmir eyaletinde de kendilerine "Osmanî" diyen Türk Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği... ingiltere Parlamentosu üyesi olup şimdilerde Londra Belediye Başkanlığı yarısına giren Boris Johnson'ın son Osmanlı İçişleri Bakanı'nın torunu olduğu haberi gazete manşetlerinde çınlarken, Meksika'da bir Osmanlı çeşmesinin ortaya çıktığı notu düşüyor önümüze. Nicolas Sarkozy'nin de. Fidel Castro'nun da atalarının Osmanlı Yahudisi çıkması yetmiyormuş gibi, besteci Wagner'in Sultan Abdülaziz'den para yardımı istediğini, Abdülhamid'in Pasteur'e beraber çalışma teklifinde bulunduğunu okuyoruz hayretle.
Ve düşünüyoruz: Acaba tarihimiz hakiki çehresiyle arz-ı endam ettiğinde nasıl bir manzara karşısında kalacağız?
Misak-ı Millî sınırlan içinden görmeye ve düşünmeye alıştırılmış bir neslin dramıdır yaşadığımız. "Biz neydik?" sorusu, ete şaplanan bir kurşun gibi hemen her adımda karşımıza çıkıyor veya biz hatırlamak istemesek de, başkaları tarafından çıkarılıyor. Bunun en son örneğini, Avusturya sağının temsilcisi Andreas Möller'in, "Türkler AB'ye girerse Viyana'yı kaybederiz' mealindeki demecinde gördük. Demek ki, dedik, bu demeci okuyunca, biz unutsak da dünya bizi unutmuyor.
Mustafa Armağan son kitabı BÜYÜK OSMANLI PROJESİ'nde bu nicedir unuttuğumuz dünyanın kapılarını açıyor önümüze ve bize bir hafıza tazelemesi çalışması öneriyor. "Hatırla onu!" ikazı, kitabın her satırında karşımıza çıkıyor ve giderek "Hatırla kendini!" uyarısına bürünüyor. Osmanlı'yı, yaşadığı çağların küresel aktörü olarak konumlandıran ve bu yüzden de küreselleşmekte olan dünyamızda bunu daha önce tecrübe etmiş bulunan Osmanlıların birikiminden yararlanmanın önümüzü görmemize yardım edeceğini vurgulayan yazar, hem "küresel tarih" çalışmalarına Osmanlı'nın katkılarına atıfta bulunuyor, hern de Osmanlı tecrübesinin kendiliğinden bir 'oluşum' değil, bilinçli bir 'proje' olduğuna dikkat çekiyor.
Armağan, "BÜYÜK OSMANLI PROJESİ" adını verdiği bu projenin ana hatları hakkında ufkumuzu genişletecek bilgiler veriyor ve daha da önemlisi, Türkiye'nin içine girdiği yeni bir gelişme çizgisinde 'Bir kere başarılan neden bir kere daha başarılanlasın?' sorusunun umut vadeden kuyusu içine gömüyor okurunu.
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
| | İhanet Çemberi & PKK' yı Yöneten Türkler Bülent Orakoğlu, Ravza Kızıltuğ |
"Abdullah Öcalan, ABD güdümlü Ergenekon örgütünün bir üyesiydi. İlk eğitimini bu örgütün içinde almıştır. ABD, İngiltere ve İsrail derin devletleri ile bizim Ergenekon’un ortak kararıyla, Türkiye’deki ayrılıkçı iç dinamikleri kontrol etmek amacıyla, Öcalan’a bir terör örgütü kurma görevi verilmiştir."
"Uğur Mumcu ile Eşref Bitlis’in ölüm tarihlerine dikkat ediniz: Mumcu, ölmeden birkaç gün önce, Cumhurbaşkanı Özal’dan gizli bir konuyu görüşmek için randevu talep etmiş, konu hakkında Bitlis’e de telefonla bilgi vermiştir. Mumcu, bu görüşmeden birkaç gün sonra suikasta uğramış, konu hakkında açıklama yapacağını söyleyen Bitlis Paşa da hemen arkasından hayatını kaybetmiştir. Bakınız, Türkiye olarak şimdi söyleyeceklerimle yüzleşmek zorundayız!"
"Ergenekon Operasyonu’nda, bu yapılanma içinde bulunan bazı kişilerin Hizbullah terör örgütü içinde aktif rol oynadığı belirlendi. Bu ilişki, Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’a düzenlenen suikastı bir kez daha gündeme getiriyor. Çünkü Okkan suikastını işlediği söylenen sanıkların dosyasında, suikastın sanıklar tarafından işlenmediği yazılı."
"Geçmişte, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’na suikast düzenlediler, Genelkurmay Başkanı olmasını engellemek istediler, fakat kurşun bir albaya isabet etti. Aynı kişilerin Başbakan Erdoğan’la birlikte TSK’nın üst düzey komutanlarından birkaçını hedef aldıkları istihbaratı güvenlik birimlerini harekete geçirmiş durumda..."
Emniyet İstihbarat Dairesi Eski Başkanı Bülent Orakoğlu, Türkiye’nin yüzleşmesi gereken korkunç gerçekleri ilk kez bu kitapta açıklıyor.
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
Teşkilat-ı Mahsusa - Selman Kayabaşı
| | Teşkilat-ı Mahsusa Selman Kayabaş |
Onlar; Oğuz Kağan’dan bugüne kadar, Türk’ün devlet-i ebed müddet fikrini devam ettiren gizli teşkilatın liderleriydi... Kimi, Gök-Türk Devleti’ni; kimi, Selçuklu Beyliği’ni; kimi, Osmanlı İmparatorluğu’nu; kimi de Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmakla görevlendirildi. Nizamülmülk’ten İmam-ı Gazali’ye, Selçuk Bey’den Mevlana Celaleddin-i Rûmi’ye, Osman Bey’den Dursun Fakih’e, Sultan Abdülhamit’ten Enver Paşa’ya ve Mustafa Kemal’den Turgut Özal’a kadar birçok isme; Teşkilat’ın gizli sancağı emanet edildi. Pakistan’da, Afganistan’da, Lübnan’da, Azerbaycan’da, Bosna’da; Osmanlı Devleti’nin bakiyesinde kurulan elliye yakın devletin harcında Onlar’ın gizli faaliyetleri vardı.
Ve bugün; Türk’le Kürt’ü, Türk’le Fars’ı savaştırmak isteyen Kaos Düzeni’nin mimarları, hesap etmedikleri bir gerçekle yüzleşmeye başladı: Teşkilat’ın askerleri, yeni bir düzen için geri dönüyorlardı…
Çam da bizim, kozalak da bizim!
Teşkilat-ı Mahsusa, Osmanlı Devleti’nin son istihbarat teşkilatı idi. Kurulduğu günlerde, kabinedeki bakanların birçoğu ve üst düzey komutanların büyük bir kısmı dahi böyle bir örgütün varlığından haberdar olmamıştı. Örgütün, Trablusgarp’tan Hindistan’a kadar yüzlerce hücresi ve bu hücrelere kayıtlı binlerce ajanı vardı. Üyeleri arasında Mustafa Kemal, Enver Paşa, Celal Bayar, Eşref Kuşçubaşı, Kazım Karabekir, Fuat Balkan, Süleyman Askeri ve Fevzi Çakmak gibi birçok ünlü sima da bulunuyordu.
Teşkilat-ı Mahsusa, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında yaptığı gizli çalışmalarla, elliden fazla devletin kurulmasını sağladı. Teşkilat’ın gizli hücreleri, aradan yüz yıl geçmesine rağmen henüz ortaya çıkarılamadı.
Selman Kayabaşı, bu heyecan verici kitapta Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kuran, Bosna Hersek’in bağımsızlığını kazanmasında büyük pay sahibi olan ve son olarak Kerkük’te ortaya çıkan Teşkilat’ın; Musul’dan Semerkand’a, Lübnan’dan Pakistan’a, Roma’dan Selanik’e ve Azerbaycan’dan Kafkasya’ya kadar, günümüzdeki faaliyetlerinin izini sürüyor.
Tarih:
Mustafa Kemal, saltanatı yıkmak ve yerine Cumhuriyet rejimi kurmak istiyor. Şu halde nasıl olur da onu lider tayin ederiz Sultanım?
İstihbarat
Kurşunun hesabını üç kişi bilir: Bir kurşunu veren, bir kurşunu ateşleyen, bir de kurşunu yiyen
Siyaset
Şehir’de şehir kanunu; it’le dalaşacağına, çalıyı dolaşacaksın. Dağ’da dağ kanunu; it’le dalaşacağına, it’le dolaşacaksın
ve Aşk
Galata göz gibi, Süleymaniye gönül gibi bakıyor Baba! Öyle ya, yüreğimde kor bir ateş, kor yüreğimde kör ateş; kör yüreğim kor ateş, kor yüreğim kör ateş...
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
| | Ben Bir Türk Zabitiyim Batıktan Çıkan Kahraman Mustafa Ertuğrul |
O, dört küçük topu ve kocaman yüreği ile, İngilizler'in dev uçak gemisi Ben My Chree'yi Meis'te sulara gömdü.
Bir diğerini savaş dışı bıraktı. İki yüze yakın irili ufaklı tekneyi ve Fransız topçu tabyalarını top ateşi ile yaktı.
Akdeniz'de sahillerimize ölüm kusan Fransız savaş gemileri, Paris II ve Alexandra'yı Kemer'de batırdı.
Çanakkale'den Kurtuluş Savaşı'na kadar her cephede savaştı.
I. Dünya Savaşı'nda yenilip silahlarımız elimizden alınırken İngiliz komutanlar bir tek bu şanlı bataryanın toplarını almayı askeri şerefe aykırı saydı. Bu dört top daha sonra onun ellerinde Kurtuluş Savaşımız'da Ege'de düşmanı hallaç pamuğu gibi attı.
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
Forum Kuralları
|
19/04/2005 - 17:51:32
|
1-Foruma üye olduktan sonra, 6 ay boyunca tekrar üye girisi yapmayan üyelerin üyelikleri silinir!
2-T.C Yasalarina aykiri konulari, kisi hak ve özgürlüklerine saldiri niteligindeki konulari yazan üyeler, gereginde uyarilir veya direk üyelikleri kilitlenir ya da silinir. Ayrica bu gibi yazilar tamamen yazan kisinin sorumluluguna girer.
3-Küfür, hakaret içeren yazilar, konu basliklari veya üye adlari direk kilitlenir ya da silinir.
4-Forumda! Kisisel problemler, tartismalar, argo muhabbetler yapilmaz! Özellikle birbirinizi tanimadiginiz insanlara karsi! lan, olummmm gibi tabirler kullanmamaya dikkat edin! Tanidiklara karsi da abartili tabirler kullanmazsaniz iyi olur! Foruma yazilan mesajlarin, herkes tarafindan okunulabilirligi unutulmamalidir! Ayrica cevap yazdiginiz kisi, bu tavrinizdan ve üslubunuzdan hoslanmayabilir! Cevap verdiginiz kisinin bayan olma olasiligini da ayrica düsünmeliyiz!
5-Forumda Chat uygulamalarinda kullanilan bencede, dogru sölüyon abi, he baba, de baba, ok, tamam gibi üsluplar kullanilmaz. Kullanacaginiz en kisa kelime(ler) tesekkür ederim olmalidir.
6-Kendini öven, konuyu dönüp dolasip kendi reklamini yapmaya yönelik yazilan yazilar ve konular silinir! Üye bu tutumunu devam ettirirse! üyeligi kilitlenir, ya da silinir..!
7-Forum ve Chat te BÜYÜK HARFLE yazi yazmak; bagirma anlamina geldiginden yasaktir. Bu tür mesajlar silinir.
8-Önemli olan yazinizin içerigidir! Forum yazilarinda dikkat çekmeye yönelik abartili fontlar ya da yerli yersiz abartili yüz ifadeleri kullanmak yasaktir!
9-Imzanizda hertürlü reklam yasaktir! Yine imzalarda abartili ifadeler ve kendini öven ifadeler yazilamaz!
10-Unutulmamalidir ki sitemiz bilgi paylaşım sitesidir! Çogunlukla içerigi ekitap olan konulari yazabilirsiniz, ancak! bunlarin disindaki konulari serbest kürsü gibi forumlarda yazmalisiniz! Bu alanlarda daha esnek olabilirsiniz..!
11-Yeni üye oldunuz ve kafanizda bir sürü soru var..! Hemen yazmaya baslamadan önce! ilgilendiginiz konunun, forumda daha önce yazilip yazimadigini kontrol etmelisiniz! Bunu forumda arama yaparak kontrol edebilirsiniz! http://www.ekitaplik.com/search.asp
12-Forum içinde Link verilmez..! Link ekleyebileceginiz alanlar yeterince mevcuttur... Kendi web siteniz veya favori linklerinizi kisisel bilgilerinizden düzenleyebilirsiniz..! Ayrica bunlari herkesle paylasmak için baska bir yolunuz daha var..! Istediginiz web sayfalarini Linkler bölümüne ekleyebilirsiniz... Bu tedbir forum alanlarinin link deposuna dönüsmemesi için alinmistir! Konu ile alakali durumlarda link verebilirsiniz! Ancak yazdiginiz link reklam niteligi tasimamalidir..!
13-Yazdiginiz yazinin yanlis veya hatali oldugunu farkettiginizde, yaziyi editleyin! tekrar yazmaniza gerek yok..! Konuya en son cevap verdiginiz halde, "bir de sunu eklemek istiyorum diye yeni bir cevap yollamayin..! Eger tekrar tekrar alt alta cevap yazarsaniz! cevap verildiginde email ile haberdar et seçenegini isaretlemis üyelere otomatik mail gidecektir..! Bu da, konuyu takip eden üyelerimizin gereksiz mail trafigi yasamalarina sebep olacaktir!
14-Özel soru ve sorunlarinizi mail Ö.M gibi kisiye özel yöntemlerle halletmelisiniz!
15-Bazen herhangi bir konu içinde baska baska sorular soruluyor ve kimin kime cevap yazdigi belli olmuyor bu durumun daha iyi takip edilebilmesi için, alinti yap seçenegini kullanin ki, bizler de kime cevap yazdiginizi daha çabuk bulabilelim..!
16-Kisisel isteklerinize ve de sorulariniza daha çabuk cevap verilmesi için Admin''e direk özel mesaj veya mail atmayin..! Her türlü soru ve önerilerinizi foruma yazabilirsiniz..! Forumun amaci da budur! Yine de Admin''e özel bir nedenle ulasmak istediginiz zaman maarslan1969@gmail.com adresini kullanin!
17-Her bir forumun karsisinda 1 veya 2 moderatör var..! Forumlarla ilgili teknik konular veya sikayetlerinizi ilgili forumun ilgili moderatörüne belirtin ya da direk, forumlarda cevaplarin altinda bulunan yöneticiye sikayet linkine tiklayip, sikayet formunu doldurup gönderin..!
18-Moderatörler, Admin tarafindan veya diger moderatörlerin önerileriyle belirlenir..! Belirlemedeki unsur, üyenin forumda o ana kadar kullandigi üslup, yardim etme çabasi ve forum konusundaki deneyimleri sayilabilir...
19-Giriş sayfasında menüde bulunan online pencere Linkine tiklayarak o an sitede online olan üyelere Özel Mesaj gönderebilirsiniz! Eger Özel Mesaj göndermek istediginiz üye, o an online degilse! Özel Mesaj Linkine tiklayarak istediginiz üyeye mesaj gönderebilirsiniz..!Giden ve Gelen mesajlar belli periyodlarda veritabanindan silinir..! Okunmus özel Mesajlar 30 gün sonra, Okunmamis Özel Mesajlar 60 gün sonra silinir!
20-Tüm yazilar, yazan kisinin sorumlulugundadir! Dogabilecek herhangi bir problemden site yöneticileri ve site sahibi sorumlu tutulamaz!
21-Forum kurallari her an degistirilebilir veya yeni kurallar eklenebilir. (Bu gibi durumlarda gerekli duyuru yapilir.) Kurallardaki degisiklikler hemen geçerlidir ve itiraz edilemez!
|
|
| Mesaj |
Gönderen |
Tarih |
Son Cevap |
| | Türklerin Tarihi Prof. Dr. Aykut Kazancıgil,Jean Paul Roux,Lale Arslan Özcan |
Kuzey ormanlarından çıkıp geldiler, cesur, dağınık, marifetli ve henüz yolun başındaydılar. Önce bozkıra, sonra Çin içlerine ve sonra da sonu başı belli olmayan bir sel gibi garba doğru yayıldılar ...Türkler adıyla tarihe geçen bu boylar, aileler ve kavimler bütünü batılıların gözüyle çoğunlukla barbarlığın simgesi olsalar da Orta Asya’nın yüksek uygarlıklarından birini ve bazen küçük devletlerinin bazen de devasa imparatorluklarının sınırları dahilinde kültürler arası barışı ve huzuru tesis ettiler. Bazen memluk, bazen efendi ve bazen de birbirlerinin en amansız düşmanıydılar. O en baştan beri inandıkları dinlerinden hiç vazgeçtiler mi, ne kadar Budist ne kadar Hıristiyan ne kadar Yahudi ve ne kadar Müslüman oldular? Tüm bu yüzyıllar boyunca tek arzuları, tüm o savaşlar, yağmalar, fetihler, din değiştirmeler ve sergilenen bilgelikler sadece barışa ve huzura kavuşmak için miydi?Altay Türklerinde Ölüm, Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar, Moğol İmparatorluğu Tarihi, Orta Asya: Tarih ve Uygarlık, Türklerin ve Moğolların Eski Dini’nden sonra ünlü Türkolog Jean-Paul Roux sizi 2000 yıllık tarih içinde bir yolculuğa, bildiğinizi sandığınız ya da hiçbir fikriniz olmayan olaylara, insanlara ve inançlara tanıklık etmeye davet ediyor.
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
| | Operasyon Ergenekon Şamil Tayyar, Ravza Kızıltuğ |
Bazı komutanların ve devlet içinde görevli kişilerin birbirleriyle yaptıkları görüşmelerde ve yazışmalarda Türkiye’yi sarsacak hangi bilgilere ulaşıldı?
Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalar hakkında Makine Kimya Enstitüsü’nün hazırladığı raporda neler yazılı?
Dağlıca Baskını’nda Türk Milleti’nin kafasını karıştıran soru işaretlerini gün gün takip eden ve askerlerden komutanlara kadar çatışmaya katılan kişilerle görüşen Gazeteci Şamil Tayyar, bu yazışmaları ve çatışmanın olduğu bölgeye ait özel belgeleri ilk kez açıklıyor.
İlk kez yayınlanan belgelerle, OPERASYON-ERGENEKON çok konuşulacak!
İstihbarat birimleri arasındaki bu çatışma ve güç mücadelesi Çevik Bir zamanında en yüksek seviyeye çıkmıştı. Bir’in, Emniyet’in elindeki ağır silahları istemesi, Emniyet İstihbaratı’nın ve Emniyet’in güçlenmesinden duyduğu endişeyi ortaya koyuyordu. Mehmet Ağar bu isteğe çok sert bir cevap verdi. Bugün bu güç dengesi tamamen değişiyor.”
“Kuvvet komutanları Ak Parti’ye darbe yapmayı kararlaştırmışlardı. O gece İlker Başbuğ’u arayan Aytaç Yalman’ın kafasına takılan tek bir soru kalmıştı: Hilmi Özkök’ün hazırlattığı gizli ve özel rapor!”
“O gün, Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın kapısını çalan kişi MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun’du. Atasagun, Yalman’ı iki konuda uyardı ve son sözünü söyledi. Aytaç Yalman, bu görüşmeden sonra oyunun dışına çıktı ve kuvvet komutanlarının planı alt üst oldu!”
“Ergenekon’un 1 Numara’sı, İstanbul Orduevi’nde otururken önündeki gazeteden Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın isminin üstünü çizdi ve yanına bir not yazdı: ‘Olmadı Yaşar, olmadı’. Sonrası malum, istihbarat servisleri Ergenekon Operasyonu için düğmeye bastılar.”
“Selçuk Üniversitesi’nden bir grup öğretim görevlisi ve öğrenci, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Davutpaşa Kampüsü’nde silah kullanma, bomba yapımı, sabotaj gibi eğitimlere tâbi tutuluyor. Bu kampüs eski Davutpaşa Kışlası’dır. Ergenekon, burayı eğitim alanı olarak kullanıyor.”
Dağlıca Baskını’nın perde arkasını araştıran ve kamuoyuna en doğru bilgileri veren Gazeteci Şamil Tayyar, Türkiye’yi sarsacak gizli belgeleri ilk kez bu kitapta yayınlıyor. Dağlıca Baskını’nda görevli ast subayın cebinden çıkan el çizimi mevzi planları, Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalar hakkında Makine Kimya Enstitüsü tarafından hazırlanan tetkik raporları, Ergenekon üyelerinin kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmeleri, Başbakan R. T. Erdoğan’a emekli bir albay tarafından gönderilen gizli mektup ve kuvvet komutanlarının hazırladığı darbe planları…
OPERASYON: ERGENEKON, gizli kalmış birçok soruya cevap veriyor…
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
| | Büyük Ortadoğu Projesi Emin Gürses-Prof. Dr. Mahir Kaynak |
Eğer Büyük Ortadoğu'da Avrupa etkili olursa, Avrupa dünyanın en etkili gücü olur. Eğer Rusya kontrol ederse, Rusya en büyük güç olur. Eğer Amerika bu bölgeleri kontrol edemezse bırakın büyümeyi küçülmek zorunda kalır ve dünya üzerindeki etkinliği azalır. Burada iki soru var. AB ve ABD'nin ilişkileri ne olacak? Başlangıçta bu proje sadece Amerika'nın projesiydi. Ancak ABD'ye bazı mukavemetler olunca devreye NATO girdi. NATO dünyanın en büyük askeri ittifakı. Ne var ki, ortaya çıkan sonuç NATO'nun sadece Batı'nın bir uzlaşması olduğunu gösteriyor.
İkinci soru, Irak Savaşı sonrası BOP hangi aşamada? Dünyada artan Amerikan karşıtlığı acaba BOP'un bir sonucu olabilir mi? Her şeye rağmen ortada bulanık olan bir şeyler var.
BOP'un dünü ve bugünü ile yarın ne olacağını bu kitaptan öğrenebilirsiniz...
Ekitabı okumak için kitap resmini tıklayınız, açılan yeni sayfada kitap resminin altında "iç sayfalar" butonunu seçiniz.
|
Aktif Üyeler
|
Yüklenme Süresi 0,141sn
|