|
|
| Başlık: |
 Probiyotiklerin İnsan Sağlığındaki Önemi |
| İnsanlar kendi hücrelerinin 10 katı sayıdaki (100 trilyon) faydalı bağırsak
mikrobu ile ortak bir yaşam sürdürmektedir. Faydalı bağırsak mikropları
(probiyotikler) çeşitli yararlarının yanında dış ortamdan gelen zehirli
maddelerin kana geçmesini engelleyen koruyucu bir bağırsak tabakası
oluştururlar.
Bağırsaktaki sağlıklı mikrop dengesinin, zararlı mikroplar lehine
değişmesi, yani bağırsaktaki mükemmel dengenin bozulması çok sayıda ivegen ve
müzmin hastalığa yol açar.
Son yıllarda rafine gıdaların tüketimindeki artışa paralel olarak, turşu, kefir,
boza, çeşitli salamuralar gibi geleneksel fermantasyon gıdalarının az
tüketilmesi, süt ve yoğurt gibi fazla tüketilenlerin ise ekşimesin ya da
kesmesin diye pastörize edilmesi ya da antibiyotik katılması vücudumuzun
mükemmel probiyotik dengesini alt üst etmiştir.
Bu yazımızda beslenmenin en temel konularından biri olan "probiyotikler" i
irdeleyeceğiz. Ayrıca mucizevi bir gıda olan kefirin yapımı, saklanması ve
tüketilmesine ilişkin çok sorulan soruların yanıtını da bu yazıda bulacaksanız.
İlginizi çekeceğinizi sanıyoruz.
Probiyotik- Prebiyotik
Yeterli miktarda yenildiğinde insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde
etkileyen mikroorganizmalara probiyotik denir.
Bağırsaktaki bazı mikroorganizmaların çoğalmasını artıran ve/veya aktivitesini
uyaran ve insan ya da hayvan sağlığını olumlu yönde etkileyen maddelere
(besinsel lifler gibi) prebiyotik denir
Probiyotiklerin tarihi
Kitab-ı Mukaddesin Farsça bir versiyonunda Hazreti İbrahimin uzun
yaşaması(yüzlerce yıl!) fazla miktarda fermante süt ürünleri (yoğurt, süt,
peynir vb) yemesine bağlanmıştır (Genesis, yaradılış, tekvin"18:8)
MÖ 76 yılında Roma tarihçisi Plinius ishal tedavisinde fermante süt ürünlerinin
kullanılmasını salık vermiştir.
Probiyotik ve Metchnikoff
1912 Nobel Tıp Ödülünü kazanan Rus bilim adamı Élie Metchnikoff bilim dünyasında
probiyotiklerin kaşifi sayılabilir.
Metchnikoff yoğurt, kefir ve peynir gibi süt ürünlerinde bulunan asit yapan
mikroorganizmaların bağırsaktaki hastalık yapan mikroorganizmaları nötralize
ettiğini saptamıştır.
Metchnikoff Bulgaristan ve Kafkasya''''da yaşayan insanların ederek uzun ömürlü
olması probiyotiklerden zengin gıdaların fazla tüketilmesiyle açıklamıştır.
Probiyotikler = yararlı bağırsak mikropları (bakteriler ve mantarlar)
Erişkin bir insan bağırsağında 100 trilyon (1,5 kg) faydalı bakteri ve mantar
bulunur. Bu rakam insan hücre sayısının 10 katı kadardır.
Sayıları 400''''ün üzerinde olan bu bakteriler ve mantarlar normal bağırsak
florasını oluştururlar.
Bu bakteriler ve mantarlar 300 m2 büyüklüğünde bir yüzey oluşturan bağırsak
sümüksü zarını koruyucu bir tabaka şeklinde döşer.
Probiyotiklerin görevleri
- Bağışıklık sistemini güçlendirmek.
- Yiyeceklerin hazmını kalaylaştırmak.
- Vitaminlerin (K vit, biyotin, B12, niasin vb) sentezini yapmak.
- Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak ve bağırsak geçirgenliğini
azaltmak.
- Zararlı maddelerin (toksinler) kan dolaşımına geçmesini engellemek.
- Besin allerjilerini ve ekzemayı önlemek.
- Kronik enflamatuvar (iltihabi) hastalıkların oluşumunu engellemek.
- Kanseri önlemek.
- Yaşlanmayı yavaşlatmak.
- Depresyonu hafifletmek.
- Otizm bulgularını hafifletmek.
- İshali önlemek ve tedavi etmek.
- İdrar yolu iltihaplarını önlemek.
- Kabızlığı tedavi etmek.
- Böbrek taşlarının (okzalat) oluşumunu azaltmak.
Sezaryen doğum ve probiyotikler
Bebek doğum sırasında vajenden gelen probiyotikler (laktobasiller ve
bifidobakterler) ile karşılaşır.
Bebek anne sütü ile beslendikçe normal flora gelişir.
Sezaryen ile doğan bebekler dış ortamda bulunan mikroplar ile karşılaşır ve
normal flora oluşamaz.
Doğum sonrası ilk kolonize olan floradan sağlıklı floraya geçiş uygun beslenme
ortamı yaratılsa bile oldukça zordur.
Bağırsak florasının bozulmasının sonuçları
- Probiyotiklerin bağırsak mukozası üzerinde oluşturduğu koruyucu tabakanın
ortadan kalkması bağırsak geçirgenliğini artırır.
- Yeteri kadar sindirilmemiş yiyecek maddeleri ve nötralize edilmemiş toksinler
kan dolaşımına geçer.
- Bağışıklık sistemi yeteri kadar sindirilmemiş protein parçacıklarına karşı
aşırı bir şekilde uyarılır.
- Bu yabancı protein parçacıklarının bazıları vücudun kendi proteinlerine çok
benzer.
- Bağışıklık sistemi aşırı uyarıldığı zaman kendinden olanı yabancıdan ayıramaz.
Onu tahrip ederken kendinden olanı da tahrip eder. Bunlara oto immün (öz
bağışıklık) hastalıklar denir.
Tedavisi ya da önlenmesinde probiyotiklerin kullanıldığı çeşitli hastalıklar ;
1. İshal
Yapılan çok sayıda çalışma probiyotik yiyeceklerin ishal tedavisinde son derece
başarılı olduğunu göstermiştir.
Geleneksel halk tıbbında ishalli kişilere yoğurt verilmesi yaygın bir
uygulamadır.
Probiyotikler virüs ishallerinde daha etkili olmakta, dizanteri şeklinde
ishalleri fazla etkilememektedir.
2. Antibiyotik ishali
Oral antibiyotik kullananların yaklaşık %20''''sinde bağırsak florasının
bozulmasına bağlı olarak ishal gelişmektedir. (Etkenler daha çok C. difficile ve
K. oxytoca''''dır) Probiyotikler antibiyotik ishallerinin önlenmesi ve tedavisinde
oldukça başarılıdırlar.
3. Uyarılgan (irritabl) bağırsak sendromu
İrritabl bağırsak sendromu 6 ay-4 yaş arasındaki çocuklarda görülen günde 4-10
kez müküslü ve sulu ishal ile özellenen bir bağırsak hareket bozukluğudur.
Probiyotikler irritabl bağırsak sendromunda ishali azaltmaktadır.
4. Crohn hastalığı- Ülseröz kolit
Crohn hastalığı ve ülseratif kolitin temel nedeninin bağırsakta sağlıklı
mikroorganizma dengesinin hastalık yapan mikroorganizma lehine bozulması sonucu
gelişen bir reaksiyon olduğu düşünülmektedir. Probiyotikler bağırsakta sağlıklı
mikroorganizma dengesini kurarak Crohn hastalığı ve ülseröz kolit bulgularını
hafifletebilirler.
5. Yağ ve protein sindirimi
Süt ürünlerinin içindeki probiyotikler bağırsakta bulunan proteinlerin ve
yağların sindirilmesini sağlarlar yani yiyeceklerin hazmını kolaylaştırırlar.
Proteinlerin en küçük birimlerine (amino asitler)kadar indirgenmesi (protein
hidrolizi) alerjik olayların oluşumunu azaltabilir.
6.Kanser
Yaygın olarak kullanılan bir probiyotik kaynağı olan yoğurdun antikanserojenik
(kanseri tedavi edici) etkilerinin olabileceği gösterilmiştir.
7. Meme kanseri
Göğüs kanseri kadında en çok görülen kanser çeşididir.
Çok güçlü deliller olmamasına rağmen yoğurt ve kefir gibi fermante süt
ürünlerinin kullanılmasının göğüs kanserini azalttığını çeşitli çalışmalar ile
gösterilmiştir.
8. Kalın bağırsak kanseri
Kalın bağırsak (kolon) kanseri gelişmiş ülkelerde en çok görülen tümörler
arasında ikinci ya da üçüncü sıradadır.
Deneysel ve epidemiyoloik çalışmaların birçoğu probiyotiklerin kolon kanserinden
korunmada önemli bir rolü olduğunu göstermektedir.
Epidemiyoloik çalışmaların birçoğu probiyotiklerin kolon kanserinden korunmada
önemli bir rolü olduğunu göstermektedir.
Bir bölüm çalışmada ise böyle bir etki gösterilememiştir.
Probiyotiklerin kolon kanserini önleme mekanizmaları
Mütasyon ve DNA hasarının azalması.
Kanser oluşumuna yataklık eden enzimlerin (ß-glukuronidaz, nitroredüktaz,
azoredüktaz) aktivitelerinin azalması.
Kanser yapan maddelerin (mutajen) etkisizleştirilmesi.
Kısa zincirli yağ asitlerinin üretiminin artması ve asiditenin artması.
Kanserli hücre intiharının (apopitoz) hızlanması.
İdrar yolu hastalıkları
Probiyotikler genital ve üriner sistem enfeksiyonlarını azaltırlar.
Probiyotikler bu özelliklerini aşağıdaki mekanizmalar ile sağlarlar;
a) Vajina pH''''sının düşürülmesi.
b) Salgıladıklar H2O2 ve bakteriyosinlerin bakterileri etkisizleştirmesi.
c) Hastalık yapan bakterilerin mukozaya yapışmasının engellenmesi (yarışmalı
inhibisyon).
Alerji
Probiyotikler inek sütü allerjisi, atopik ekzema ve diğer alerjik hastalıkların
proflaksi (korunma) ve tedavisinde başarı il kullanılmaktadır.
Romatoid artrit
Floranın bozularak bağırsak geçirgenliğinde meydana gelen artışın sadece
bağırsakta değil bağırsak dışı birçok organda da iltihabi hastalıklara yol
açtığı düşünülmektedir.
Yeni tanı almış romatoid artritli hastaların bağırsak florasının normal olmadığı
saptanmıştır.
Probiyotiklerden zengin bir diyetin antiromatizmal ilaç ihtiyacını azalttığı,
klinik bulguları hafiflettiği gözlenmiştir.
Probiyotiklerin alerji önleyici özellikleri
Probiyotikler bağırsaklardaki korruyucu mukoza bariyerini güçlendirler; böylece
bağırsak geçirgenliğini azaltarak allerjik maddelerin kana geçmesini
engellerler.
Süt proteinleri tripsin ve pepsin enzimleri yerine probiyotik enzimleri ile
parçalanır. Bu nedenle mononükleer hücrelerden sitokin sentezini uyarmazlar.
Probiyotikler alfa 1-antitripsin ve tümör nekroze edici faktör düzeylerini
düşürerek bağırsaktaki iltihabı baskılarlar.
Probiyotikler sekretuvar IgA antikor yapımını artırarak mukoza bağışıklığını
artırırlar.
Otistik çocuklarda bağırsak florası
Otistik çocukların çoğunda bağırsak florası bozulmuştur.
Bu kişilerde patojen bakteriler, mantarlar ve parazitler aşırı şekilde ürer.
Bu patojen mikroorganizmalar yiyeceklerin sindirimini bozarlar ve çeşitli
toksinlerin oluşmasına yol açarlar.
Okzalat taşı
Bağırsaktan emilen okzalat oranının artmasının (>%5) üriner sistemde okzalat
taşı oluşmasının temel nedeni olarak düşünülmektedir.
Oxalobacter formigenes bağırsakta bulunan okzalatı parçalayarak emilen miktarı
azaltırlar.
Probiyotik verilen taşlı hastalarda idrardan okzalat atılımının azaldığı
gösterilmiştir.
Bağısak florasının bozulmasının başlıca nedenleri
Karbohidrattan zengin gıdalar
Rafine gıdalar
Çeşitli toksinler
Antibiyotikler
Sezaryen doğumlar
Diyet ile normal bağırsak florası nasıl sağlanır?
Un ve şekerden fakir, sebze, meyve, et ve yumurta gibi doğal gıdalardan zengin
bir diyet bağırsak florasının koruyuculuğunu artırır.
Fermantasyon ürünleri (turşu, yoğurt, peynir, şarap, boza, sirke, tuzlama
yiyecekler, bira mayası) bağırsak florasında bulunan probiyotikleri artırırlar.
Pastörizasyon gıdalardaki probiyotikleri büyük ölçüde tahrip eder!!
Probiyotikten en zengin gıdalar anne sütü, yoğurt ve Orta-Asya Türklerinin milli
içeceği olan kefirdir.
Süt ve yoğurt tüketirken dikkat edilecek noktalar
Mümkünse pastörize edilmemiş, fakat temiz günlük mandra sütü tüketilmelidir.
Güveniyorsanız (!) sokak sütçüsünden de süt alabilirsiniz.
Şehirdekiler için en iyi olabilecek seçenek günlük pastörize şişe sütleridir.
Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayınız.
Sadece ekşiyen ve/veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz (bulursanız!!!).
Bulamazsanız kendiniz yapın hem daha ucuz hem de çok daha sağlıklıdır.
Kefirin tarihi
Türklerin Orta Asya''''dan göçlerinde ve Avrupa''''ya yaptıkları akınlarda kefir''''den
sıkça söz edilmektedir. Göç eden topluluklar, atlarını ve keçilerini de
yanlarında taşırlar ve onların sütünden yararlanırlarmış. At sütünden kımız,
keçi sütünden kefir yaparak tamamen süt ürünleri ile beslenirlermiş.
Bu yüzden Avrupalılar Türklere ''''''''LAKTAFAGÜS'''''''' "Sütobur" adını vermişler. Bu
dönemde Türkler beyinsel ve fiziksel gücü yüksek, protein beslenmesi fazla, çok
güçlü ve sağlıklı vücut yapıları ile Avrupalıların dikkatini çekmişlerdir.
Kefir ve Türkiye
Kefir de yoğurt gibi Türklerin bulduğu ve yüzyıllardır kullandığı fermente bir
süt ürünüdür. Orta Asya''''dan ve Kafkaslardan Rusya, İskandinav ülkeleri ile
Avrupa ve Amerika''''ya yayılmış, ama Türkiye''''de çok az tanınan bir süt içeceğidir.
Neden Türkiye''''de yıllardır ihmal edildi, unutuldu, sorularına ancak tarihçiler
cevap bulacak!.. Çünkü tarihin bir yerlerinde kırılma yaşanmış ve Anadolu
topraklarında günümüze kadar gelebilme şansı bulamamış.
Kefir ve Kafkasya
Kafkas halklarının uzun yaşam öyküleri sık sık söz edilen önemli bir konudur.
Bir asrı devirmiş 120-140 yaşındaki Kafkaslılar, yapılan röportajlarda su
ihtiyaçlarını tamamen kefir içerek karşıladıklarını belirtmişlerdir. Kafkasya
kanser vakalarına az rastlanılann bir bölgedir.
Kefir neye benzer?
Kefir yoğurda ya da ayrana benzer. Zaten benzer şekilde mayalanır. Bekletildikçe
tadı ekşir
Kefirin zararı var mı?
Kefirin bilinen bir zararı yoktur. Çok nadir olarak bazı kişiler yeni
başladıklarında fazla kefir içmeye tahammül edemezler. Bu kişiler kefir
miktarını yavaş yavaş artırmalıdır.Bazı kişiler toksinlerden temizlenirken
toksinlerin geçtiği dokularda bir takım rahatsızlıklar oluşabilir. Kısa bir süre
sonra, toksinler vücut dışına çıkacak ve kişi kendini çok iyi hissedecektir
(iyileşme krizi).
Kefir taneleri neye benzer?
Kefir taneleri karnabahar görünümünde fakat lastik kıvamındadır. Kefir
tanelerinin dışında kefiran denilen bir yapışkan bir zar(f) vardır. Yararlı
bakteriler ve mantarlar kendi yaptıkları bu zarın içinde yaşarlar. Kefirin rengi
süt gibidir. Başka bir renk muhtemelen bulaşmayı gösterir.
Ne kadar kefir tüketmeliyim?
Ne kadar yoğurt yiyorsanız o kadar. Önce bir çay bardağı için sonra miktar
gittikçe arttırın. Genellikle 250-1000 mL kadar tüketilmektedir. Müzmin
hastalığı olan kişilerin en az bir litre kadar kullanması tavsiye edilmektedir.
Sıcak yemekleri kefir konulur mu?
Kefirden maksimal etkiyi sağlayabilmek istiyorsanız ısıya maruz bırakmayın.
Çünkü bu içindeki faydalı mikropları öldürecektir.
Süt dışı maddelerle de kefir yapılabilir mi?
Evet yapılabilir. Fakat verilen sıvının içinde kefir mikroplarının hayatiyetini
sürdürebileceği herhangi bir şeker bulunmalıdır.
Kefir ile yoğurdun farkları nelerdir?
Her ikisi de sütün fermantasyonu sonucu elde edilir. Görünüş olarak birbirlerine
çok benzerler Yoğurt prebiyotiktir yani probiyotiklerin üremesini artarır. Kefir
probiyotiktir. Yani kendisi yararlı mikroorganizmadır. Yoğurtta mikroorganizma
olarak sadece bifidobakterler ve laktobasiller bulunur (market yoğurdu ise onlar
da yok !!). Kefirde ise bunlara ilaveten Lactobacillus Caucasus, Leuconostoc,
asetobacter ve streptokok gibi bakteriler ile Saccharomyces kefir and Torula
kefir gibi mantarlar bulunur. Sonuç olarak evde yapılan yoğurt sağlığınız için
çok iyidir, kefir ise ondan da iyidir.
Kefir ve kanser
Kefir tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır.
Kefir ve vitaminler
Kefir içindeki mikroorganizmalar bol miktarda vitamin (K vit, B1 vitamini,
pantotenik asit, niasin, folik asit B12, ve biyotin) sentezi yaparlar. Kefir
mikroorganizmalarının ürettiği biyotin diğer B kompleks vitaminlerinin emilimini
de artırır.
Kefir/interferon
Kefirin içinde bulunan sfingomiyelin niteliğinde bir madde beta-interferon
miktarını 3-15 kat artırır. Kefir interferon tedavisinin kullanıldığı
hastalıklarda (kronik hepatit, mültipl skleroz vb) ucuz ve doğal bir seçenektir.
Kefir pamukcuk küfünün oluşturduğu hastalıkları tedavi edibilir mi?
Doğal olmayan, rafine unlu, şekerli gıdalar yenildikçe bağırsak
florası(bağırsaktaki yararlı mikroplar) bozulur. Bunların yerini hastalık yapan
mikroplar alır. Pamukçuk küfü bunlardan biridir. Şekerli gıdalar dışında
antibiyotikler faydalı mikropları öldürerek, hastalık yapan pamukçuk küfü gibi
mikropların üremesini artırır. Kefir kullanılması ile bağırsaktaki faydalı
mikroplar artar, hastalık yapan mikroplar ise azalır.
Pamukçuk küfü nasıl müzmin hastalıklara neden olur?
Normalde bağırsak yüzeyi sık ağlı bir eleğe benzer her maddenin kana geçmesine
izin vermez. Bağırsakta pamukçuk küfünün aşırı üremesi ve/veya yararlı
mikropların azalması bağırsağın geçirgenliğini aşırı bir şekilde artırır.
Bağırsakta bulunan tam sindirilmemiş protein parçacıkları ve pamukçuk küfünün
yetmiş dolayındaki zehiri kana geçer ve beyin, kalp, sinüs, kan damarları, safra
kesesi, eklemler gibi vücudun çeşitli dokularına ulaşıp bunları tahrip eder.
Pamukcuk küfü ile ilgili hastalıklar nelerdir ve nasıl tedavi edilir?
Hastalık yapan mantar toksinlerinin ve bağırsakta bulunan sindirilmemiş protein
parçacıklarının kanser, diyabet, sinüzit, mültipl skleroz, kronik yorgunluk
sendromu, fibromiyalji, artrit ve diğer müzmin iltihabi hastalıklara yol
açtığına dair güçlü kanıtlar ya da deliller mevcuttur. Unsuz ve şekersiz bir
diyet, kefir gibi probiyotikler ve sarımsak, zeytin yaprağı ekstresi gibi doğal
mantar ilaçları ile bu hastalıklar büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.
Laktoz entoleransı ve kefir
Bilindiği gibi Asya, Afrika ve Amerika kökenli (kızılderili) kişilerin büyük bir
bölümünde hayatın ikinci yılından sonra süt şekerine (laktoz) karşı
tahammülsüzlük gelişir (karın ağrısı, gaz çıkartma vb) Kefir laktoz entoleransı
olan kişiler için ideal bir içecektir. Kefirdeki bakterilerin ürettiği laktaz
süt şekerini sindirir. Kefirin laktozu düşürme özelliği yoğurttan fazladır.
Çünkü yoğurta sadece ki probiyotik (L. bulgaricus and S. thermophilus) varken
kefirde kırkın üzerinde probiyotik bulunur. Kefir iki kere mayalanırsa mevcut
laktoz düzeyi sıfıra yaklaşır.
Depresyon ve kefir
Kefir hafif bir sinir yatıştırıcı ve depresyon azaltıcıdır. Hafif bir gevşeme ve
uyku hali verir. Kefirin depresyonu azaltıcı etkisi triptofan, magnezyum ve
kalsiyum içeriğinin yüksek olmasına bağlanmaktadır. Benzer özellikler yoğurtta
da mevcuttur.
Prof.Dr. Ahmet AYDIN Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Prof.Dr.Hasan Yaygın - Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi , Gıda Bilimi Ve
Teknolojisi Bölümü
- KEFİR VE ÖZLELLİKLERİ
Yrd. Doç. Dr. Cem KARAGÖZLÜ - Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi
Bölümü
- PROBİYOTİK FERMENTE BİR SÜT İÇECEĞİ : KEFİR
Zafer Alpkent, Muammer Demir - Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda
Mühendisliği Bölümü
- KEFİR VE KEFİRİN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ |
|
| Hit: |
2255 |
| İstatistik: |
Puan: 0 Oy:0 (Rating Scale: 1 = Kötü, 10 = İyi)
|
| Eklenme Tarihi: |
17/09/2007 |
| Yazar/Kaynak: |
Belirtilmemiş |
| Yazar'a Ait E-mail/Website: |
Belirtilmemiş |
| Gönderen: |
admin |
| Yorumlar: |
0 Yorum |
Geri Dön
|
|
Yüklenme Süresi 0,094sn
|